İletişim ve Diksiyon Eğitmeni Gülşen Eser
İletişim ve Diksiyon Eğitmeni Gülşen Eser
Milyonlarca kalpte yanan ateş: 6 Şubat anısına...
06.02.2024 | Salı

Acının adı kalır mı?

Kaybın sayısı olur mu?

Boşluğa doğru haykırılan "Sesimi duyan var mı?" sorusunun hissedilen soğukluk derecesi ölçülebilir mi?

Bugün 6 Şubat depreminin yıl dönümü… Sahi, yıl dönümlerini yıllarca güzel anlar için bellemiştik bizler; değil mi?

Şiirin de türkünün de ağıtın da bir güneş gibi doğduğu Anadolu coğrafyasında son bir yıldır güller bitmiyor. Acının tadı var mı? 6 Şubat'tan beri dile geldikçe ağzımız yanıyor. Dilimizin tadı tuzu var mı yok mu dersen sevgili okur… Ne demişler; insanoğlu… Üzerinden bulut geçmeye, saçından yağmur süzülmeye gör; elbette unutuyor.

Unutulmayanlar, unutmayanlar, unutturmayanlar da var elbet! En hasından yarım kalan hikayeler…

Enkaz başında çocuğunun elini tutarak bekleyen babalar; bebeğinin sesini duyar umuduyla günlerce moloz yığınları arasında nefes almadan saniyeleri yıl eden anneler; çocuk elleriyle boyundan büyük taşları kaldırıp da yavru kedileri kurtarmaya çalışan çocuklar… Fay hattının kırılma sesi ile; insanların geçmişten geleceğe ilmek ilmek ördükleri duygusal bağların kopma sesi aynı mıdır? Üzerinden bir yıl geçmiş olsa da kimi yüreklerde yanıp duran ağıtın sesi hiç kısılmış mıdır?

Rakamların anlamını yitirdiği bir sayı dizisi dönüp duruyor zihnimde : 365! Gidenlerin ardından her güne bir umut bağladığımız ahlar ağacı …

Anadolu insanı olarak… Mayamızda var; tertemiz! Kenetlenmek, bir anda bir olmak! 6 Şubat miladı ardından… Bir enkazdan nasıl iyileştirici bir kültür yaratılır; robotlaşan kalplerimizin dirilişi oldu. Enkazlar arasında, her koşulda öğrencilerini düşünen ve çadır sınıflarda derslerine devam eden Derviş Öğretmenler gördüm. Öğrencilerini etrafına toplayıp bir ateş başında, gelen yardım kolilerindeki kitaplardan küçücük yüreklere şiirler okuyan Demet Öğretmenler gördüm.

Ve duyduk: Minik Alperen'in : "Bana mektup yazar mısınız?" çağrısını… Farkındalık eğitmeni sevgili Gürçin Gökçebağ'ın şemsiyesi altında bir araya gelerek binlerce çocuğa mektuplar yazdık; ulaştırdık. Çünkü biz yazmanın sağaltıcı gücüne inandık. "Mektup Arkadaşlarım" projesi kapsamında Türkiye'nin her yerinden gönüllülük esası ile gönderilen mektupları depremden etkilenen miniklere ulaştırdık. Beş binden fazla yüreğe çiçekler yolladık zarflar içerisinde…

Neden mi?

Çünkü Anadolu'yu bir gecede sisler altında bırakan depremin, gönüllüler olarak sislerden arınmasına ant içtik. Sen, ben, o, biz, siz, onlar… İsimsiz kahramanlar…

Acının kültürü olmaz! Ama… İyileşmek için silkelenmenin, el ele tutuşmanın, omza düşen başı okşamanın, sırt sırta verip yeniden ayağa kalkmanın kültürü olur. Anadolu'nun kültürü odur.

Bir şey yapmamanın anısı olmaz; anılara sahip çıkmak için umudun ışığı olunur. 6 Şubat sonrası tünelin sonunu göremediğimiz çıkmazların pahasına… Söylenmek, sızlanmak, karalamak ve klavye şövalyeliği yapmanın ötesinde… Geçen 365'leri nice 365'lere devşirmemek adına… Biliyoruz ki milyonlarca kalpte yanan ateş sönmeyecek. Ama umut, el ele kalmaya devam edersek o ateşe sevgi damlacıkları serpiştirecek. Sadece bir gün değil; dün, bugün, yarın… Yüreklere umut çiçekleri açtırmak için o bahçeyi 365 gündür sulayan isimsiz kahramanlar hatrına…

6 Şubat'ın hüzün dolu travmasını iyileştirmek için hala geç değil. Esas gün, bugündür! Geçen bir yılın ardından bir şeyler yapmayı bıraktıysak, ertelediysek, velev ki tüm koşuşturmalarımız anında unutayazdıysak… Yoldan geri dönüp bir çocuğun elinden tutmak için gün bugündür!

Hatay'dan bir ses yükseliyor işte bu gece :

"Hayaller enkaz altında kalsa da , bu şehrin ışıklarını bir daha yakacağız!"

Bir öğretmene kitap yollamaya, bir atkıya ilmek olmaya, bir mektuba cümle yazmaya… Griye çalan umutları rengarenk oluncaya dek boyamaya… Devam …

Umudun sayısı olmaz, gücü olur:

İsimsiz kahramanların gücü adına…

SON DAKİKA SON DAKİKA