Türkiye'nin en iyi haber sitesi

, olmayan programına küçük kenar süsleri yapmış: Senato istiyormuş.
Laf ola mı söylüyor, yoksa gerçekten böyle bir derdi, bir davası mı var, belli değil.
Bugüne kadar hiçkimse, ama hiçkimse, "güçlendirilmiş bilmemne" diye atıp tutanlar dahil, böyle bir talepte bulunmamıştı.
Senato 1980 yılında tarihe karışmış ve kırk yıldır bir daha da hiç gündeme gelmemişti.
Senato 1961 yılının "icadıydı"...
Atatürk döneminde, İnönü döneminde senato yoktu. Bayar ve Menderes döneminde zaten olabilemezdi.

***

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Senato, halkın iradesiyle oluşmuş Meclis'in frenidir.
Sosyal bir sınıfın Meclis üzerinde "denetim ve fren mekanizması" kurmasıdır. Buna da "tahakküm" denmezse başka neye denir?
Batı'da o sınıf aristokrasiydi, bizde de "bize özgü bir aristokrat sınıfı olan" bürokrasi.
Amaç, "cahil" halkın "yanlış" yapmasını önlemekti...
Çünkü devletin "sahipleri" memurlardı ya... Kulak çekeceklerdi. İşte buna da "vesayet" deniyor.
Çünkü görmüşlerdi ki, baskıyı azıcık gevşettiklerinde iktidar ellerinden gidiveriyordu! 1950 yılında böyle olmuştu. Aynı hatayı(!) tekrar yapmayacaklardı...
Senatonun bizatihi varlığı bir yana, yapısı da sakattı.
Bir bölümü 27 Mayıs darbecilerinden oluşuyordu. Bunlar "kayd-ı hayat şartıyla" yani ölünceye kadar senatördüler. Bunlara "tabii senatör" yani doğal senatör şeklinde bir de sıfat uydurulmuştu. Bunun neresi doğaldı?
Bunu da utanmadan anayasaya sokuşturmuşlardı. (1961 Anayasası'nın ne kadar demokratik olduğunu söyleyen avanaklara saygılarımla sunarım.)
Bir de "kontenjan senatörleri" vardı.
Kimin kontenjanı? Elbette emekli bir bürokrat olacak cumhurbaşkanının kontenjanı. Bunların kimler olacakları cumhurbaşkanının keyfine bırakılmıştı.
Böylece atanmışlar seçilmişlerin üstüne çıkıyorlardı. Günümüzde atanmışlar-seçilmişler tartışması yapanları öperim.

***

Batı'da da senato her zaman aristokratların denetim organı olmuştur.
Fransız Devrimi'nde senato yoktur. Bu kurum Fransa'ya 1814 yılında, krallığın yeniden kurulmasıyla geldi, 'den ithal edildi. Senatörler kral tarafından atanan aristokratlardı.
İngiltere'de "Lordlar Kamarası" benzer bir görev yapıyordu, zaman içinde ortadan kalkmadı fakat "dişleri söküldü", oylama yetkisi tarihe karıştı ve soyluların kendi aralarında bol bol tartışıp gereksiz laf ürettikleri göstermelik bir kulübe dönüştü. Her oturuma yirmi kadar işi gücü olmayan lord katılır. Şimdi artık leydiler de geliyorlar, çay davetlerine gitmeden önce.
Bir farkı, koltukları kırmızıdır. "Avam Kamarası"nın koltukları yeşildir.
Eh, demek ki bizim yerli malı lordlar da altmışlı yılların kendilerince güzel günlerini özlüyorlar.
Muharrem İnce de böyle bir özlemin içindeyse avucunu yalar, havasını alır.
Utanmıyorsa Varlık Vergisi falan da koysun!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA