Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Paranoya mı? Hayır!

Şimdi diyorsunuz ki...
Her duruşumuz...
Her seçimimiz...
Her bakışımız, görüşümüz, yorumlayışımız...
Her duraksayışımız ve yürüyüşümüz...
Her kararımız ve kararsızlığımız...
Hatta her sosyal meselemiz...
Hep "beka" tartışmasına gelip dayanmak zorunda mı? "Bundan yorulduk" diyenleriniz var; haksız sayılmazlar...
"Başka meselelerimiz ne zaman birincil önem kazanacak?" diyenler var; haklılar.
Lakin "Daha önemli bir meselemiz yok" diyenler de çok haklılar.

***

Peki neden gelip gelip milletin ve devletin baki kalıp kalmayacağı sorusuna varıyoruz; daha açık konuşursak, neden bundan şüpheye düşüyoruz?
Uzun tutulmuş bir paranoya mı bu?
Tarihsel bir yara mı?
Bu sorulara cevabım açık...
Her şüphe sebepsiz değildir.
Ve evet, bu bir yara...
Üstelik sadece tarihsel değil, bütünüyle güncel bir yara...
Çünkü öyle bir çağdayız ki..
Hegemonlar bütün "milli devlet"leri düzenli biçimde hırpalayıp ayaklarının altındaki zemini çekmeye çalışıyorlar.
Uzun bir projenin son aşaması...
Milli devletlerin işini iktisaden çoktan bitirmişlerdi; kimse açıkça itirafa yanaşmıyor ama iliklerinize kadar yaşıyor, biliyorsunuz bu gerçeği...
Globalizm dediklerini ne sanıyordunuz?
Hiç değilse...
Geriye kalanı canla başla savunmak istiyoruz.
Günümüzün yakıcı "beka meselesi" budur işte!

***

Üstelik globalizm sadece milli devletleri değil, dünyanın düzenini de tehdit ediyor...
"Dünya dev bir köy oldu" diye diye uyuttular bizi...
Her toplumu köleleştirdiler; devasa "köy"ü birkaç çiftçinin eline bıraktılar.
Şimdi bu aşamada son direnç noktası devletler.
O yüzden devletlerden gıcık kapıyorlar; o yüzden devletleri her yoldan köşeye sıkıştırıyorlar ve adının önüne "uluslararası" konmuş her kuruma tapınıyorlar.
Abdulkadir El-Murabıt'ın müthiş yapıtı "Diyalektiğin Sonu"nda yazdığı şu satırlara tamamen katılıyorum: "Dünyayı tehdit eden milletlerin ortaya çıkışı değildir; dünyayı tehdit eden milli devlet yapılarına boyun eğmeyen milletlerarası sistemler silsilesidir."

***


NOT DEFTERİ
Dışarıya yağmur yağıyordu. Dünya daralmış, bir pencerelik kalmıştı. Islak ağaçlarla dolu bir pencerelik dünya... (KEMAL TAHİR / Esir Şehrin İnsanları)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA