Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye salgınla mücadelede başarılı bir sınav verdi. Önemli bir aşama geride kaldı, şimdi yeni normale uyum zamanı… Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın ifadesiyle; "Kara göründü ama deniz dalgalı. Dikkat etmezsek dalga bizi kıyıdan uzaklaştırır!" Başkentteki tablo bunun en güzel örneği oldu. Toplu taşıma araçları, sokaklarda maske takmayı bıraktık, akraba, komşu ziyaretlerine başladık vaka sayısı artmaya başladı. Peki ya tedbirler kapsamında kapalı olması gerektiği halde faaliyet gösteren eğlence merkezlerine ne demeli! Son bir ayda ortalama 127 olan vaka sayısı bir baktık ki 177 olmuş. Bu artışta Yenimahalle, Keçiören, Pursaklar başı çekti. Genel artış eğiliminde ziyaretler, taziye gibi yakın temaslardan kaynaklı ani ve çoğunlukla lokal artışlar olduğu görülüyor. Virüsün mutasyon geçirdiği, hastalık riskinin azaldığı algısı doğru değil. Tedbiri elden bırakmayalım. Haklısınız çok bunaldık. Küçük sevinçlere ihtiyacımız var. Ancak yarını tehlikeye atacak eğlencelerden bir müddet daha uzak durmalıyız. Hayatı kaçırmamak, kıyıdan uzaklaşmamak için azıcık daha sabır.

Başkentin tarihine kısa bir yolculuk yapalım. Kaderi Kurtuluş Savaşı'ndan sonra değişen şehir… Küçük bir kasabayken restoran, otel, gece kulübü olan, konserlerin verildiği bir kente dönüşüyor. Savaş yıllarının Ankara sosyal hayatına kazandırdığı unsurlardan biri de Almanlar olmak üzere bilim adamlarının, sanatçıların kaçıp buraya yerleşmesi oluyor. Mimari ve edebiyatta olduğu kadar, sanatta, yeme içme alışkanlıklarında önemli kazanımlar sağlıyor. 1950'lerde Ankara büyük göçler almaya başlıyor. Sıhhiye, , Maltepe gibi yeni semtlerin yıldızının parlıyor, sosyal hayatın da bu istikamette ilerlediği yıllar oluyor. Pavyon, kebapçılar artıyor, batılı tarzda yaşam alışkanlıklarına cevap verecek mekânlar Kızılay'da çoğalıyor. Ankara Palas, Balin Otel, Marmara Otel, Kent Otel gibi kaliteli işletmeler bünyelerinde şık restoran ve gece kulüpleri gözde mekânlar oluyor. Gençlik Parkı içindeki Göl Gazinosu, Esenpark Gazinosu gibi eğlence merkezlerinde Zeki Müren, Behiye Aksoy, Hamiyet Yüceses, gibi assolistler sahne alıyor. Eğlence anlayışı değişiyor. 1970'li yıllarda ise gece kulüpleri diskoteklere dönüşüyor. Kent, sadece sosyal, eğlence hayatında değil her alanda büyük bir değişim yaşıyor. Unutmayalım ki, kentlere ruh katan; tarihi, mimarisi, eğitim seviyesi, sanata bakışı olduğu kadar o kentte yaşayanlardır. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana siyasetin, sanatın merkezi olan Ankara sağlıkta, salgınla mücadelede de bütün kentlere örnek olmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA