Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BASRİ YALÇIN

Düşündünüz mü? Devletin başını kim seçecek?

Muhalefetin parlamenter sistem teklifini ciddiyetle tartışmak kolay değil. Ama öyle ya da böyle Türkiye'yi yönetmeye aday olan partiler bir öneride bulunuyorsa ciddiye alıp konuşmak lazım.
Tonlarca açıdan eleştiri yapılabilir. Ama o kadar uzak mesafeye gitmeye gerek yok. Tek bir konu üzerinde birkaç soru sıralayabiliriz. Cumhurbaşkanlığı seçimini parlamenter sistemde nasıl yapmayı düşünüyorsunuz? Vatandaşın bir kez elde ettiği doğrudan cumhurbaşkanı seçimi hakkını vatandaşın elinden almayı nasıl hayal edebiliyorsunuz? Bunun demokratik ve milli iradeye saygılı bir tavır olduğunu düşünüyor musunuz? Milletin elde ettiği bir hakkı elinden alacak mısınız? Vatandaşın böyle bir düzenlemeye referandumla "evet" diyeceğine inanıyor musunuz? Yok eğer bunu yapamayacaksanız planladığınız sistem içerisindeki siyasi meşruiyet tartışmalarını nasıl yönetmeyi düşünüyorsunuz?
2007 yılına kadar bu ülkede cumhurbaşkanları Meclis'te zaman zaman kurumsal pazarlıklarla, zaman zaman da asker baskısı altında belirleniyordu. Sistem buna göre planlanmıştı. Milli iradeyi temsilde ciddi sorunu olabilecek tiplemeler cumhurbaşkanı oluyordu. Devleti temsil ettiğini düşündüğünüz cumhurbaşkanlığı makamına getirilen Ahmet Necdet Sezer bir halkoylamasına girse yüzde kaç oy alabilirdi? Daha da kötüsü bu ülkede Meclis baskı altına alınarak defalarca emekli generaller devlet başkanlığı konumuna taşındı. Bu nedenle de her cumhurbaşkanlığı seçimi Meclis'te ciddi krizlere neden oluyordu.
2007 yılında maruz kaldığımız 367 garabeti de bunlardan biriydi. İşte bu nedenle vatandaş kendi yetkisini referandumla ele aldı. "Devletin başını vekiller değil vatandaşın kendi belirleyecek" dedi. Bu noktadan geri dönmek, ciddi bir demokratik meşruiyet sorunudur.
Buna karşın "Parlamenter sistem gelsin ama cumhurbaşkanlığı halkoylamasıyla seçilsin" diyorsanız bambaşka sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Mesela yüzde 35 oy almış bir hükümet göreve gelebilir. Karşısında da yüzde 50'nin üzerinde oy almış bir cumhurbaşkanı olacak. Böyle bir cumhurbaşkanı hiçbir hâl ve şartta sembolik bir aktör olamaz. Ülke siyasetinde en iyi ihtimalle ikili bir yapı ortaya çıkacaktır. Daha da kötüsü, bu durum bir meşruiyet krizine dönüşecektir. Aynı partiden seçilmiş cumhurbaşkanı ve başbakanların bile (cumhurbaşkanlarının halk oylamasıyla seçilmediği dönemlerde bile) ciddi kavgalar ettiğini görmüş bir ülkeyiz. Hele cumhurbaşkanı da halkoylamasıyla seçilmeye devam edecekse böylesi bir sistemin kriz yaratacağını görmüyor olamazsınız. Devletin tepesi kendi arasında sürekli kavga edecektir.
Bu söylediklerim ciddi sorunlar. Millet İttifakı bileşenlerinin ciddiyetsiz söylemleriyle karıştırmayın. Oturun samimiyetle düşünün. Eğer verecek doğru düzgün bir cevabınız varsa konuşalım. Ama muhalefetin sistem tartışmalarında nasıl bir çıkmaza saplandığını da akıldan çıkarmayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA