Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NİHAT HATİPOĞLU

Yerdeki günahkar ceset

İbret verici hikaye Sultan 3. Murad'ın bir rüyası ile başlar. Bir adam Sultan 3. Murad'a rüyasında, "Beni sen yıka, cenaze namazımı Fatih Camii'nde kıl ve evimin yanındaki boşluğa göm" der. Sultan uyanır. Tanımadığı bir adamın rüyaya girmesi Sultan'ı şaşırtır. Pek bir anlam veremez.
Veziri Azam Siyavuş Paşa'yı yanına alır ve tebdili kıyafet -tanınmaz bir görüntü- ile Unkapanı tarafına kadar yürür.
Unkapanı'na gelince yerde yatan üstü örtülü bir ceset görür. Ceset yerde, ama kimse kaldırmaya yeltenmiyor. Sultan bu işi merak eder. Oradaki halka cesedi neden kaldırmadıklarını sorar. Derler ki, "Efendim bu adam nalın ustasıydı. İyi bir sanatkardı. Ama kazandığı para ile evine şarap şişesi götüren işçilerin ellerindeki şarapları satın alırdı. Malum işi yapan kadınları evine götürürdü. Camide görüldüğü de hiç olmadı. Böyle bir adamın cesedini kaldırıp da ne yapalım. Nasılsa biri gelir cesedi götürür." Sultan perdeyi kaldırıp cesede bakar. Bir de ne görsün rüyada gördüğü adam.
Halk tanımadıkları sultana derler ki, "Hoca efendi sen de bırak haline bu günahkar adamı." Ama sultan bir defa adamı tanıdı. İşi sonuna kadar götürmek ister. Halk gidince veziri azam "Biz de gidelim Sultanım" dese de Sultan kabul etmez: "Bu adam böyle bir adam da olsa bizim tebamız. Onu bırakamayız."

Sultan cesedi yıkar
Sultan ve vezir cenazeyi alır Fatih Camii'ne götürürler. Sultan cesedi yıkar. Vezir su döker. Ceset tertemiz edilir. Sonra da vefat edenin evini araştırırlar. Bulurlar da. Vezir, "Saraydan birilerini gönderelim gömdürelim" dese de, Sultan rüyada gördüğü bu adamın sırrını merak eder.
Evi buldururlar. Cesedi arabada taşıyarak eve getirirler. Kapıyı çalarlar. Yaşlı bir kadın kapıyı açar. Sultan kadına kocasının vefat ettiğini söyler. Kadın tabi ağlar, dövünür.
Sultan daha sonra, "Senin eşin hakkında insanlar 'zinakar', 'şarapçı', 'camisiz adam' diyorlar. Nedir bu işin aslı. Bize bilgi verir misin?" der.

Satın aldığı şarap şişeleri
Kadın şöyle der: "Benim adam garip biriydi. Adı Nalıncı Efendi'dir. İyi sanatkardı. İyi de para kazanırdı. Ama kazandığı parayı geceleri vatandaşların satın alıp evine götürdüğü şarap şişelerini satın almaya harcardı. Milletin elinden parayla şarap şişelerini satın alır eve getirir ve helaya dökerdi. Niçin böyle yapıyorsun dediğimde, 'Üç-beş Müslüman'ı bu gece şaraptan kurtardım' derdi."

Malum kadınları eve getirirdi
Ertesi gece malum yerlere gider ve müşteri bekleyen bir kadını alır ve eve getirirdi. Kadına bir gecelik parasını verir ve "Senin zamanını, geceni satın aldım. Bari bu gece bu günaha girme" der ve sabaha kadar ona dini tavsiyede bulunurdu.

Neden camiye gitmezdi
Sultan, "Kocanın camiye gitmediğini söylüyor halk. Bunun sebebi neydi?" der.
Kadın şöyle der: "Yakın camiye gitmezdi. 'Tekbir getirildiğinde Kabe'yi manevi gözle gören imam arıyorum' der ve uzak camiye giderdi. Kısacası benim kocam iyi bir insandı. Halk onun her hareketini dış gözle, önyargıyla anladı. Ama işin iç yüzü öyle değildi.

Beni padişah yıkar
Sultan meseleyi anlar, "Peki nereye gömelim kocanı" der. Kadın derki, "Bahçenin arkasına mezar kazmıştı zaten. Oraya gömün." Sultan rüyada gördüğünü işitiyordu. Zira Nalıncı Baba, "Beni evimin bahçesine göm" demişti.
Kadın en son şöyle der: "Ben kocama kızardım 'Böyle giderse seni kimse yıkamaz. Millet seni yoldan çıkmış zannediyor' derdim ama kocam hiç telaşa düşmeyerek şöyle derdi: "Hanım. Merak etme. Padişah 3. Murad'ın işi ne! Bakarsın o bizi yıkar."

İnsanlar hakkında önyargı kötüdür
Bu ibret verici hikaye, kıssa, mesel kitaplarda anlatılır. Doğru veya yanlış. Ama son derece ibret verici bir hadisedir. Bize insanlar hakkında daha dikkatli, temkinli ve önyargısız olmamızı öğütlüyor. Dışı harap ve virane gibi olan nice insanlar var ki, onu kötü ve yoldan çıkmış zanneden binlerce insandan çok daha Allah'a yakındır. Onun için başkasının ayıp ve kusuruna değil, kendi kusur ve ayıbına bakman daha doğrudur. Daha iyidir.

***

Cennette selamlaşmak nasıl olacak

Müminlerin cennetteki duası "Allah'ım sen her türlü eksiklikten uzaksın. (Sübhaneke Allahümme) sözüdür.
Müminlerin cennetteki selamlaması "Selam üzerinize olsun" sözüdür.
Müminlerin cennetteki dualarının sonu "Elhamdu lillahi Rabbil alemin" Hamd alemlerin Rabbi Allah'a aittir." Sözüdür. (Ali İmran, 26.ayet)

***

Allah'ın gazabı ne demektir?

Gazap; öfkelenmek, rıza göstermemek, kızmak gibi anlamlara gelir. Yüce Allah için söz konusu olduğunda; Allah'ın yapılan herhangi bir işe razı olmaması, yumuşak davranmaması anlamına alınması daha uygun olur. Allah'ın gazabı bu gazabı hak edenlere olur elbette. Zira, O'nun rahmeti gazabını aşmıştır. (Buhari, Tevhid, 15)
Allah'ın gazabı Rabliğin farkında olmayan kullara karşı bir sitem etmesi olarak da anlaşılmıştır. Neticede Allah'ın gazabını hak eden kişi cehenneme girer. Gazabı hilmin yani affın veya yumuşak davranmanın karşılığı olarak da anlayabiliriz.
Ahir zaman ne demektir?
Genellikle kıyametin kopmasından önceki zaman dilimi için kullanılan bir kavramdır. Hz. Peygamber'e iman eden Müslümanlara da ahir zaman ümmeti denmiştir. Zira Hz. Peygamberden sonra peygamber gelmeyecektir. Kıyametten önceki son kitap Kur'an, son ümmet ümmeti Muhammed, son peygamber de Hz. Muhammed'dir. Halk arasında ahir zaman insanların bozulduğu bir dönem anlamına da gelir. Kötülüğün yayıldığı, şerrin çoğaldığı dönemdir.
Berzah alemi nasıl bir alemdir?
Berzah kavramı; iki şey arasındaki perde, engel, sınır gibi anlamlara gelir. Dini anlamda Berzah; ölümle başlayan ve mahşerde kalkışla noktalanan ara alem demektir. Daha doğrusu Kabir alemidir. Ayeti Kerime o döneme şöyle temas ediyor: 'Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca: Rabbim beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş bir laftan ibarettir. Önlerine, yeniden dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.' (Müminun, 99-100)
Buna göre her birimiz berzah alemi yaşayacağız. Ölümle başlayan bu alemde ruh yaşamaya devam eder. Ruh bu dönemde Cennete veya cehenneme benzeyen bir hayat içinde olacaktır.
Cin diye bir yaratık var mı?
Kavram olarak cin; gizli, örtülü, görünmeyen varlık anlamına gelir. Bu varlık; görünmeyen (melek gibi) ve ama var olan bir yaratıktır. Gayb alemine ait bir mahluk hakkında ancak Kuran'ın ve Hz. Peygamber'in anlattığı kadar bilgi sahibiyiz. Kur'an-ı Kerim de 'cin' suresi vardır. Bunların varlığını inkar imani bir problemdir. Zira bir çok ayette cinlerden bahsedilmektedir. Varlıklarını kabul etmekle yükümlüyüz. Bunların yaratılmaları dumansız ve ama alevli bir yalın ateşten oluşmuştur. Hz. Peygamber'in cinlerden bahsettiğini biliyoruz. Cinler insanlardan daha uzun ömürlüler. Onların mümin olanları ve iman etmeyenleri vardır, insanların bilmedikleri bazı bilgileri bilirler. Şu anda evrende meydana gelip de bizim bilmediğimiz bazı hususları onlar bilebilirler. Hz. Süleyman'ın cinlerin bir kısmına hükmettiğini ve onları farklı işlerde çalıştırdığını biliyoruz. (Sebe Suresi, 12,13,14)
Gelecek hakkında bir dönem cinlerin kulak hırsızlığı ile bazı bilgiler edinmeye çalıştıkları Kur'an-ı Kerim de anlatılır. (Saffat, 8,9,10; Hicr, 17-18)
Ancak mutlak gaybı sadece Yüce Allah'ın bildiğini unutmamalıyız. Cinlerin de görevi tıpkı insanlar gibi Yüce Allah'ı bilip ona kulluk etmektir. (Zariyat, 56)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA