Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tüm dünyada tedbirleri hayatın akışını sabote ediyor. Bir noktayı kontrol altına alma çabası başka pek çok alanın dengesini, işleyişini bozuyor.
"Ama pandemi" denilerek "insancıklardan" binlerce yılda edindikleri ve bugüne gelmelerini sağlayan davranış kalıplarını bir anda terk etmeleri isteniyor. Önce sosyal bir varlık olan insandan, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü koruyup hayatta kalmasını sağlayan toplumsal pratikleri "artık" unutması isteniyor.
Sağlıklı ve güvenli yaşamak için birbirlerine muhtaç dedeler, nineler ve torunları bile yan yana gelmesin deniyor.
Oysa insanlık tanımadığı bulaşıcı bir hastalıkla ilk kez karşılaşmıyor. Hatta yeryüzündeki varoluş serüvenimizin zemini zaten bu mücadele. Doğada en gelişmiş ve üstün tür olmamızı "insanlığımızı koruyarak" sürü bağışıklığıyla bugüne gelmemize borçluyuz.
Er ya da geç yakalanacağımız bir hastalıktan korunacağım diye ulaştığımız bu seviyeyi terk etmek de bir tedbir, tedavi, çözüm olamaz.
Oluşan küresel ekonomik durgunluğun neden olacağı insani felaketlerden, ölümlerden bahsetmiyorum bile.

***


Ne zaman mevzuun bu boyutunun altını çizsem, "Ne yani hiç mi tedbir almayalım" sorusuyla karşılaşıyorum.
Aklıma da her seferinde araba tamircisiyle kalp cerrahının hikayesi geliyor. Bilirsiniz:
Cerrahın arabası bozulur ve tamirciye gider. Tamirci arabasının kaputunu açar ve cerraha dönerek:
- Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım... Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?
Cerrah da tamircinin kulağına eğilir ve şöyle der:
- Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!

***


Evet, tüm mesele bu... Yeryüzündeki yaşam da, otoban gibi belirli bir güzergâhta ve dışarıdan mekanik müdahalelerle yoluna devam eden alelade bir makina değil. Sayısız bileşeni olan ve kendi "mutlak dengesi" içinde çözümler üreten paha biçilmez, canlı, dev bir "organizma."
Dolayısıyla, şimdi de her ne yapacaksak bunu yaşamı durdurmak gibi nafile bir çabalara meyletmeden başarmalıyız.
Örneğin, pandemilerde temel kaygı olan, talepten ötürü hastanelerin kilitlenmesi ve sağlık personelinin zarar görmesi tehlikesine karşı bir takım mantıki tedbirlere uymak şart. Temizliğe, beslenme kurallarına her zamankinden daha çok dikkat etmek... Fiziki ve ruhsal bağışıklığımızı artırmak için temiz havada (maskesiz!) spor yapmak, hareket etmek...Virüs miktarının ve çeşitliliğin fazla olduğu kalabalık ortamlarda bulunmamaya gayret etmek vs. de.
Kısacası binlerce yıldır bulaşıcı bir hastalıkla karşılaşınca ne yapıyorsak şimdi de onu yapmalıyız.
Kritik noktaysa bu tedbirlerin devlet dayatmasıyla değil mümkün olduğunca bireyin teşvikiyle yaşama geçirilmesi. Çünkü yasak yasağı doğruyor, işin şirazesi kayıyor. Korkutulan insanlar kendilerini korumaktan çok anlamsız yasaklara uymaya özen gösteriyor. Ortaya absürt sahneler çıkıyor, kaş yapayım derken gözler çıkartılıyor.
Olmaz, gocuklu celep arada sopasını kaldırmazsa bunlar sağlıklarına dikkat etmezler demeyin.
Kişi karşısındakini kendinden bilirmiş
Sağlığınızı anneniz dışında bir de devletin sizden çok düşündüğüne inanıyorsanız teslimiyetinize sözüm yok tabii; istediğinizi söyleyebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA