Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Bitsin artık şu maske angaryası

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Beşiktaş sahildeki İspark görevlisiyle sohbet ediyorum.
"Abi bugün hava da mis gibi" diyor.
"Maskeni çıkarsan da biraz temiz hava alsan, sonra yine takarsın" diye takılıyorum.
"Yok abi, daha geçen uyarı aldım, hem amirler de buralarda" diyor.
Meğer, bir müşteri, maskesini burnunun altına indirdiği anda resmini çekip belediyeye şikâyette bulunmuş...
Şaşırmıyorum.



Zira, muhbir vatandaşın maske yüzünden beyne giden oksijeni azalınca yapamayacağı şey yok.
Ama zor olan hayatı daha da çekilmez hale getiren, alacağımız nefese bile takan bu kafaya zemin yaratan siyasilerin acilen yapması gerekenler var.
Son Bilim Kurulu toplantısını iptal eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan talebimiz net...
Müşteriye serbest garsona zorunlu olan, üstün isterse astın mecburen taktığı ve bu haliyle bir statü simgesine, asayiş tedbirine dönüşen maske zorunluluğunun her yerde ve herkes için kaldırılması!
Bakın, ABD'deki eyaletler ve Avrupa ülkeleri sırayla ulaşım ve kapalı mekânlar dahil bu uygulamaya artık son veriyorlar.
İlk toplantısında kendisini lağvetmesini beklediğimiz Bilim Kurulu'nun da son kararı "İsteyen taksın" olmalı.

***


KEMAL BEY, ELEKTRİĞİNİN KESİLDİĞİYLE KALDI
Kemal Kılıçdaroğlu dün sosyal medya hesabından, "Eşimden az önce haber geldi, bugün elektriğimizi kesmişler..." diye duyuruyordu.
Hay Allah!
Kılıçdaroğlu'nun elektrik faturalarındaki artışla mücadele için bulduğu evinin faturalarını ödememe formülünü "sonuna kadar desteklediğimi" yazdığım için biraz suçluluk hissetmiyor değilim.
Halbuki annem de yazım üzerine arayıp "Oğlum niye böyle söylüyorsun, elektriklerini keserler, yazık insanlara" diye uyarmıştı beni.
Ama ben "Hiçbir şey olmasa bile bir şey olması", azıcık ses getirmesi için şart koşmuştum... "Partisi de liderinin arkasından yürüsün... Milletvekilleri, partililer de faturalarını ödemesinler... Evlerinin, işyerlerinin, Genel Merkez'in ve parti temsilciliklerin de faturalarını çöpe atsınlar..." diye tavsiyede bulunmuştum.



Ne bileyim, tek bir milletvekilinin, partili gazetecinin ya da Barış Yarkadaş'ın bile çıkıp Kemal Bey'in arkasından yürümeyeceğini? Liderlerini yalnız bırakacaklarını?..
Peki şimdi ne olacak?
Ne olsun... Kemal Bey faizdi, açma kapama parasıydı derken zamlı faturalarının üzerine bir de kendisi "bile bile lades zammını" eklemiş olacak.
Sonuçta da ana muhalefet lideri olarak yüksek faturalarla ilgili akılcı formüller önermesini, iktidarı sıkıştırmasını bekleyen vatandaşa bir faydası olmadığı gibi, yemek, ütü, çamaşır derken evi idare eden eşi Selvi Hanım'a ekstra eziyet olacak.
Ama ha "kaçağa maçağa" meyletmeyin, hapis cezası var Kemal Bey!
Hâkim, hukuk "itaatsizlik ama sivil değil" şeklindeki açıklamalarınızı falan dinlemez.

***


CEHALETİN BU KADARI ANCAK YÜKSEK TAHSİLLE MÜMKÜNDÜR
Gazeteci Şirin Payzın "Macron emekli maaşlarının en az 1100 Euro olmasını vaadediyor.. yani 17 600 TL .. Evet! İşte AB bizi kıskanıyor ve Fransa yerlerde sürünüyor napsınlar.." diye yazmış. (İmlalar yazara ait)



Fransa'da açlık sınırı 1500 Euro. Macron'un vaat ettiği brüt asgari ücret, Paris'in banliyölerindeki dandik bir evin aylık kirasını ancak karşılar.
Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı sorununu anlamaya, çözmeye hiçbir katkısı olmayan, satın alabilme gücü paritesini yok sayan bu kur çevirme popülizmini troller yapsa neyse... Ama meseleye kafa yorduğunu söyleyen iddialı ve deneyimli bir gazetecinin bu basitliğe, hataya düşünerek, taammüden ulaşması tek kelimeyle acıklı. Hem kendisini hem de onun fikirlerini takip edip hayatlarına siyasi güzergâh çizen okurları için...


Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA