Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAMİT EMRAH BERİŞ

Erdoğan’ın Küresel Adalet Vizyonu

İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel ölçekte yeni bir düzen kurulurken muhtemelen en az ihtiyaç duyulan kavramlardan biri adaletti. Soğuk Savaşın başladığı bu dönemde barışın korunması için güç dengesine ve aslında korkuya dayalı bir yapı meydana çıktı. İki kutuplu dünya, ülkelerin güvenliklerini sağlayabilmeleri için duruma göre ABD veya SSCB ekseninde hareket etmeleri sonucunu doğurdu. Bu dönemde, Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere pek çok uluslararası kuruluş da insanlığın ortak iyiliği için çalışma amacından yola çıktı. Ancak Soğuk Savaşın ruhu gereği söz konusu oluşumların yapısına adaletli ve demokratik karar alma süreçlerinin işletilmesine izin verilmedi. Tam tersine ABD ve SSCB, uluslararası kuruluşların işleyiş mekanizmalarında kendi öncülüklerinde bir denge oluşmasını tercih ettiler.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra oluşan tek kutuplu dünya düzeninde ABD tüm bu oluşumların kendi hegemonyasına girmesine çalıştı. Bu bakımdan, özellikle uluslararası kuruluşların karar alma organlarında daha demokratik bir yapının kurulmasına izin verilmedi. Hatta dünya genelinde ekonomik, kültürel ve siyasî açılardan değişen güç dengelerine rağmen BM Güvenlik Konseyinin daimî üyelerinin sayısı ve yetki alanlarında bir farklılaşma yaşanmadı. Kurulduğu günden bu yana, özellikle de son otuz yılda, BM'nin üye sayısında ciddi bir artış olması da karar alma mekanizmalarında kayda değer bir değişiklik meydana getirmedi. Çok sayıda ülke, bu adaletsiz yapıdan rahatsızlık duysa bile, farklı saiklerle, bu durumu değiştirmek için harekete geçmedi. Güvenlik Konseyi dışında kalan Batılı ülkeler de kendi çıkarlarını korumalarını ve dünyanın geri kalanı üzerindeki tahakkümlerini sürdürmelerini sağlayan mekanizmalar oluşturabildiler. Böylece adaletsizliğin süreğenleştiği bir yapı ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarının çoğunun işlevlerini yerine getiremediğinin altını uzunca süredir çiziyor. Erdoğan, "Dünya Beşten Büyüktür" mottosuyla BM'nin Güvenlik Konseyinden başlamak üzere yeni ve daha adil bir yapılanmaya kavuşması için aktif bir mücadele veriyor. Zira mevcut yapının dünya genelinde karşılaşılan sorunları çözmekte başarısız olduğu aşikâr. Yalnızca belirli devletlerin güdümünde ve onların çıkarları etrafında şekillenen bir düzen, dünyanın geri kalanına ciddi zararlar verdiği gibi sorunların da iyice kronikleşmesine neden oluyor. Yalnızca BM'nin değil, Dünya Sağlık Örgütü gibi diğer bazı oluşumların yapısının da gözden geçirilmesi gerektiği pandemi süreci başta olmak üzere çeşitli vesilelerle anlaşıldı. Aslında yaşanan tüm gelişmeler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın itirazlarının ne kadar haklı olduğunu gösterdi.

Hafta içinde gerçekleşen BM'nin 78. Genel Kurulu'nda Erdoğan, bir kez daha uluslararası düzlemde "adalet" vurgusu yaptı. Erdoğan, "küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıran, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten, etkili, kapsayıcı ve insanlığı kucaklayıcı, velhasıl tüm insanlığın hayrına bir uluslararası sistemin tesisi" konusunda sarf edilen çabaların farklı ülkeler nezdinde her geçen gün daha fazla karşılık bulduğunun altını çizdi. Küresel ölçekte barış, refah ve güvenliğin sağlanması için daha adil bir yapının sağlanması gerektiği açık. Bu durum, dünyada çok sesliliği esas alan bir bakış açısının geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Buradan hareketle Erdoğan'ın "dünyadaki tüm kökenleri, inançları, kültürleri temsil yeteneğine sahip bir küresel yönetim mimarisi inşa etme" yönündeki önerisinin oldukça anlamlı olduğu görülüyor. Bunun yanında, Erdoğan'ın küresel ölçekli açlık, iklim değişikliği, ırkçılık ve İslamofobi gibi sorunlardan bahsetmesi ve bunların çözümü için daha adaletli bir düzenin tesis edilmesinin gerektiğini savunması oldukça anlamlı. Türkiye, bu yönüyle, pek çok Batılı devletin aksine salt çıkar odaklı bir çizgi izlemiyor ve politikalarının merkezine küresel ölçekli bir adalet arayışını yerleştiriyor.

Türkiye, son dönemde, diplomatik hamlelerini her yerde ve konuda önemli ölçüde artırdı. Özellikle uluslararası krizlerin çözümünde, Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı ve dirayetli tutumuyla sürekli daha fazla inisiyatif alıyor. Böylece daha demokratik ve daha adaletli şekilde oluşacak yeni dünya düzeninin fiilen en önemli aktörlerinden biri durumuna geliyor. Bu tavır, aynı zamanda diğer pek çok ülkeyi de harekete geçirme potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin yaklaşımı, adaletsizlik sorununun muhatabı diğer ülkelerin de değişiklik taleplerini eskisine göre daha gür sesle dile getirmelerine vesile oluyor. Dünya genelinde yeni bir düzen tesisi, küresel sorunların çözümünde daha gerçekçi ve hakkaniyetli yaklaşımların da güçlenmesini sağlayacak. Yeni düzenin temelinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vurguladığı "adalet" kavramının olması dünyayı hem şimdi hem de gelecek nesiller açısından daha yaşanabilir bir hâle getirecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA