Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Suriye konulu 5. liderler zirvesi Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin katılımıyla geçtiğimiz Pazartesi günü 'da düzenlendi. Astana platformunun kurucuları olan bu üç liderin her birinin çözüm perspektifi ve iradesi Suriye krizinin nihayete ermesi için önem arz ediyor. Sahadaki en kuvvetli aktörlerden olan İran'ın meseleye yaklaşımını anlamak da zirvenin kodlarını çözmek açısından gerekli.

Suriye krizinin bir an önce çözüme kavuşturulması İran'ın en ertelenemez gündem maddelerinin başında geliyor. Her ne kadar nükleer anlaşma ve petrol ihracatı yaptırımları üzerinden ABD ile yaşadığı gerilim İran'ın bir numaralı önceliğini oluştursa da Suriye meselesinin Tahran için öneminin azaldığı düşünülmemelidir. Türkiye ve Rusya'nın İran'ı bir kenara iterek pasifize ettikleri ve sürecin asıl taşıyıcıları haline geldikleri iddiası da şüpheyle karşılanmalıdır. Savaşın başlangıcından bu yana geçen sekiz yıllık sürede İran, Suriye rejimini ayakta tutmak adına on milyarlarca dolar harcamış ve resmi rakamlara göre 2 bin 100'ün üzerinde İran askeri de Suriye'de hayatını kaybetmiştir.

Suriye rejimine verilen bu desteğin mahiyeti ve büyüklüğü düşünüldüğünde İran'ın söz konusu yatırımının karşılığını almak isteyeceği öngörülebilir. Bu doğrultuda Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı birçok inşaat şirketinin uzun zamandır Suriye'nin yeniden yapılanması için sahada olduğu bilinmektedir. Bunun yanında özellikle 2017'de başlayan irili ufaklı protesto gösterilerinde Suriye'ye harcanan paraların şikayet konusu olması İran için meselenin çoktan bir dış politika gündemi olmaktan çıktığını ve iç güvenliği ile kamu düzenini tehdit edecek boyuta tırmandığını göstermiştir.
Dolayısıyla Suriye krizi İran için bir an önce çözülmelidir. İran'ın Suriye krizinin nasıl çözülmesi gerektiğine ilişkin perspektifi ise Cumhurbaşkanı Ruhani'nin zirvedeki açıklamalarından anlaşılabilir. Ruhani'nin zirvede esasen iki konu üzerine vurgu yaptığı görülmüştür. Bunlardan ilki İdlib üzerinedir. İran liderinin İdlib'deki terörist unsurların özellikle El-Kaide bağlantılı Heyet-i Tahriru'ş-Şam'ın (HTŞ) temizlenmesi gerektiği ve operasyonun bir an önce gerçekleştirilip bölgenin Suriye yönetimine teslim edilmesi gerektiği yönündeki beyanı Tahran'ın bu konudaki pozisyonunu açık bir biçimde yansıtmaktadır.

Ruhani'nin vurgu yaptığı diğer mesele ise Suriye'de yabancı güçlerin müdahalesi meselesidir. İran lideri yabancı güçler derken ABD ve İsrail'i kastetmektedir. İranlı liderin Fırat'ın doğusundaki Amerikan askeri varlığına ve ABD'nin desteklediği PYD/YPG'ye şiddetle karşı çıktığı görülmüştür. Ruhani tarafından PYD/YPG'ye yönelik açık bir şekilde "terörist" ifadesinin kullanılması da İran'ın Türkiye'nin pozisyonuna yaklaştığını göstermesi açısından önemlidir. Bu bağlamda Ruhani tarafından öne çıkarılan bir diğer konu ise işgal altındaki Golan Tepeleri'dir. Ruhani'nin 1967'den bu yana İsrail'in işgali altında bulunan bölgenin Suriye yönetimine teslim edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması 'ın da desteğini almıştır. Ancak Türkiye'nin normatif duruşundan farklı olarak son dönemde Suriye'nin güneyinde yer alan İran askeri güçlerinin İsrail'in hava operasyonları sonucu bölgeden süpürülmesi de Ruhani'nin bu konudaki hassasiyetinin önemli sebeplerinden biridir.

Dolayısıyla İran yönetimi Fırat'ın doğusundaki ABD ve beraberindeki PYD/YPG ile Golan Tepeleri'ndeki İsrail varlığına şiddetle karşı çıkmakta, Suriye'nin yabancı güçlerin müdahalesi olmadan toprak bütünlüğü korunarak Suriyelilere bırakılması gerektiğini savunmaktadır. Böylelikle Suriye, İran'ın güvenliği ve bölgesel hedefleri açısından arz ettiği jeostratejik önemini koruyacaktır. Ruhani'nin Fırat'ın doğusunda Türk askerlerinin ABD'li askerlerle ortak devriyeye başlaması ve oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin yorum yapmaması, bu konuda Türkiye'nin yaklaşımına mesafeli olsa da Astana platformundaki ilerlemeyi dikkatle korumaya çalıştığını işaret etmektedir.

İran lideri Suriye'nin yeni anayasasını yapacak komitenin yakında toplanacağını ve ardından seçimlerin gerçekleştirileceğini de söylemiştir. Yeni anayasa şüphesiz ki Suriye'deki siyasi çözümün asli bileşenlerinin başında gelmekte ve bu noktada Türkiye ve Rusya'nın pozisyonu da İran ile örtüşmektedir. Üstelik bu gelişmenin mültecilerin geri dönüşüne zemin hazırlayacağı da yine Ruhani'nin işaret ettiği hususlardan biridir. Bir sonraki liderler zirvesi İran'ın ev sahipliğinde Tahran'da düzenlenecektir. O zamana kadar yaşanacak olası gelişmelerin Tahran'ın tavrına esaslı bir etkisi olmayacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA