Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YUSUF ÖZKIR

Sol medya CHP’deki istismarları örtme derdinde

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bir haftadır İstanbul'daki bazı ilçe teşkilatlarındaki taciz ve tecavüz olaylarıyla kamuoyunun gündeminde. CHP eski milletvekili ve CHP üyesi Barış Yarkadaş'ın Maltepe ilçe teşkilatındaki tecavüz olayını deşifre etmesiyle başlayan süreç çorap söküğü gibi büyüdü ve bu türden vakaların parti içinde derin yaralar oluşturacak şekilde geniş bir ağa sahip olduğunu ortaya koydu.

Yarkadaş'ın Maltepe CHP İlçe Başkan Yardımcısı Umut Karagöz'ün teşkilattaki bir kadına yönelik tecavüz olayını kamuoyu ile paylaşmasından sonra arka arkaya CHP İl Başkanlığı, CHP Ümraniye, CHP Esenler, CHP Sultangazi ve CHP Pendik teşkilatlarında da benzer olayların gerçekleştiğine yönelik içerikler kamuoyuna yansıdı. Tacizden 2 yıl ceza alan CHP Sivas Akıncılar İlçe Başkanı Hüseyin Çiçek'in cezasını çektikten sonra yeniden ilçe başkanı yapıldığı ve hala görevde olduğu da bu süreçte kamuoyuna yansıdı. Bir başka kritik nokta ise İstanbul'daki olayların mağduru veya tanığı olan isimler tarafından dile getirilen iddiaların ortak noktasında CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu adının yer almasıdır.

İstanbul il başkanı olarak Kaftancıoğlu adının süreçlerde geçmesi normal fakat bu açıklamalarda Kaftancıoğlu adı mağdurlar ve tanıklar tarafından ya olayları ört bas eden veya üzerine gitmeyen bir bağlamda zikrediliyor. İstanbul il başkanlığında yönetici olan 2 kişi tarafından taciz edildiğini söyleyen Özlem Hanelçi twitter mesajında şikayetlerine rağmen hem tehdit edildiğini hem de il başkanının bir şey yapmadığını belirtiyor. Esenler CHP ilçe başkan yardımcılığını yapan Hüseyin Koç da "kızlarımıza yapılan sarkıntılıkları ve elle tacizleri" kendilerine dilekçelerle aktardım fakat bir şey yapılmadı söylemini vurguluyor.

Kaftancıoğlu'nun yöntemi

Hem Barış Yarkadaş hem de taciz-tecavüz olaylarını gündeme getiren diğer mağdur ve tanıklar bu saldırılar gerçekleştiğinde il başkanlığına şikayetlerini yaptıklarını fakat Kaftancıoğlu'nın hiçbir şey yapmadığını hatta bazı durumlarda failleri koruduğunu içeren ifadelerini kamuoyu ile paylaştılar. Açıklamalara göre mağdurların şikayetleri ört bas edilmiş, sürüncemede bırakılmış veya mağdurlar basına yansımaması için tehdit edilerek susturulmuş. Nitekim il başkanı Canan Kaftancıoğlu tüm bu süreçlere dair 3 Aralık gecesi yaptığı sosyal medya paylaşımında "mağdurların daha fazla mağdur olmaması" gibisinden bir "mazeret" cümlesini de içine yerleştirdiği ifadelerinde bu türden süreçlerde izlediği yol ve yöntem konusunda da bir ipucu vermiş oldu.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul il başkanlığı ve adı geçen ilçe teşkilatları özelinde gündeme gelen taciz-tecavüz vakalarında il başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun süreçlere yaklaşımı ve yönetimi konusunda önümüzdeki süreçte daha fazla veri medyaya yansıyabilir. Çünkü süreç hem medyanın gündeminde hem de bazı vakalar yargıya taşınmış durumda. Bu bağlamda meselenin diğer adli boyutlarını yargı ortaya koyacaktır.

Daha önce CHP Didim belediye başkanının iş isteyen bir kadını çiftlik evine getirerek istismar ettiğine yönelik iddialar da Eylül ayında gündeme gelmiş ve yargıya taşınmış fakat kamuoyunun yeterince dikkatini çekememişti. Aradan 1-2 ay geçtikten sonra bu kez İstanbul merkezli ortaya çıkan taciz-tecavüz iddiaları konusunda ise kamuoyunun gereken hassasiyeti gösterdiği görülüyor.

CHP medyasının aklama çabası

Bu utanç tablosu karşısında CHP medyasının veya kendini sol çerçevede tanımlayan medyanın kurumsal olarak mağdurların-tanıkların yanında değil büyük ölçüde Canan Kaftancıoğlu'nun siyasi pozisyonundan yana olması belirgin şekilde görüldü. Barış Yarkadaş gibi bireysel çıkış yapan bazı gazetecileri ise bir istisna olarak not etmekte fayda var.

CHP medyasında ise üç yönlü bir hareketliliğin olduğu görülüyor. Birincisi sessiz kalarak konunun gündemden düşmesini beklemek şeklinde tezahür ettiği söylenebilir. İkincisi örtme ve aklama yönünde ortaya çıktı. Yapılan yayınlarla Canan Kaftancıoğlu'nun açıklamaları ön plana çıkartılarak ve mağdurların mağduriyeti göz ardı edilerek meselenin ciddiyeti azaltılmaya çalışıldı. Kullanılan başlıklarda tecavüz gibi, taciz gibi çok ağır bir suç "şov yapma" ve "parti içi tartışma" türünden düşük profilli ifadelerle sunuldu. Burada Cumhuriyet gazetesi ise öncü konumdaydı. Gazete Barış Yarkadaş'ın Maltepe CHP teşkilatındaki taciz-tecavüz olayını deşifre etmesinden sonra hızlı bir şekilde il başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun ağzından içerikler yayınlayarak hem meselenin büyütülmemesi gerektiği yönünde hem de olayların ilgili kurumlara yönlendirildiği bağlamında haberlere yer verdi. Olayı deşifre eden CHP'li Barış Yarkadaş ise şov yapan birisi olarak kamuoyuna sunuldu. Can Ataklı ise Tele1'deki programında Maltepe teşkilatındaki olayı hafife alan "Buraya kadar geldik. 'Bu herhalde yollu' diye düşünmüş olabilirler" ifadelerini kullanarak tecavüze uğramış bir kadının feryadı karşısında insan onuruna yakışmayacak türden bir yaklaşımla tecavüze meşruiyet kazandıran bir söylemi ön plana çıkarttı.

Feminst kadın dernekleri üç maymunu oynuyor

CHP ve HDP'ye yakın feminist kadın derneklerinin sessizliği ise tam bir üç maymun sendromu olarak tanımlanabilir. Bütün sermayesini kadın bedeni üzerine inşa eden bu sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin tecavüzcüler ve tacizcilerin CHP'li olması karşısında sessizliğe bürünerek üç maymunu oynaması ve hatta bazen ileri giderek Barış Yarkadaş'ı artık daha fazla ileri gitmemesi yönünde uyarması bu çevrelerdeki sosyolojik gerçekliğin kadın hakları ile değil ideolojik çıkar ilişkileriyle örülü olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Benzer bir tablo yine 5-6 ay önce HDP milletvekili Tüma Çelik'in bir başka HDP'li kadına tecavüz etmesinin ortaya çıktığı süreçte yaşanmıştı. Orada da mağdur kadının adalet arayışı 2 yıl ört bas edilmiş ve süreç ancak HDP dışına taşınınca ilgili milletvekili hakkında yargı süreci başlatılabilmişti. Kadın bedeni üzerine çıkar mekanizmasını ve siyasetini kuran, kadına dair her şeyi istismar eden bu çevrelerin tecavüzcü ve tacizci kendi içlerinden olunca deve kuşu modunu alması bir alışkanlık haline dönüşmüş durumda.

CHP medyasının süreç boyunca izlediği üçüncü yöntem ise olayların kamuoyundaki etkisini baskılayacak şekilde yeni bir mesele bulmak yönünde olduğu görülüyor. CHP genel merkezi de bir taraftan içerideki olaylara değinmezken diğer taraftan tartışmayı dışarıya taşımak için rakip siyasilere yönelik ağır hakaret ve iftiralara girişme derdinde. CHP medyası da bu içerikleri ön plana çıkartarak iç tartışmayı dışarıdan bir gündem kurarak bastırma çabasında. Bu bağlamda bazı gazete ve gazetecilere hakaret edilmesi de işin cabası.

Fakat hem CHP yönetimi hem de CHP medyasının yapması gereken tek bir şey var o da tüm tecavüz ve tacizcileri ifşa ederek yargıya teslim etmektir. Bir insanın hayatı söz konusu olduğunda başvurulan bu örtme, öteye atmaya çalışma ve sessizlik yöntemleri daha büyük bir fırtına olarak ters teper. CHP ve medyası asıl bu problemleri çözmeyip içeri yığmakla büyük hata ediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA