Türkiye'nin en iyi haber sitesi

2011'de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 16.03.2011 tarihli kararına dayanarak NATO şemsiyesi altında askeri operasyon ile Kaddafi rejiminin çökertilmesi 'da iç savaşı bitirmemiş, aksine Kaddafi rejiminin bıraktığı iktidar boşluğunu farklı aşiret ve yerel milislerin silah gücü kullanarak doldurmak istemesi kardeş kanı dökülmesine yol açmıştır.

Libya'da sekiz yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın geldiği son nokta ise darbeci milis lideri General Hafter'in Nisan 2019'da Trablus merkezli ve BM nezdinde Libya'yı temsil eden Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) saldırması olmuştur. Görünen o ki Libya iç savaşında Hafter'in kendisine kazanım sağlamayacak mutabakatlara silahla cevap vermek gibi bir alışkanlığı söz konusudur.

Hafter'in Nisan 2019'da Trablus'a başlattığı saldırı ve uluslararası aktörlerin taraf olarak angajmanlarını yoğunlaştırmasına rağmen bugüne kadar Trablus'u ele geçiremediği gerçeği üzerine Almanya BM ile koordineli Libya'da silahların susması niyetiyle Eylül 2019'da istişare toplantıları sürecini başlatmıştır.

Son aylarda uluslararası kamuoyunun Libya'ya dikkatini yöneltmesi ve kriz yönetim araçları üzerinde yoğunlaşmasının sebebi ise iç savaşın Libya sınırlarını aşıp Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgelerine sıçrama tehlikesini yükseltmiştir.

Uluslararası aktörlerin zamanla Libya iç savaşına daha aktif angaje olup Libya'yı vekalet savaşı alanına çevirmeleri gerçeği de BM ve Almanya tarafından dikkate alınarak Berlin konferansına ilk aşamada sadece Libya iç savaşına dahil olan ülkelerin katılması kararlaştırılmıştır.

Uluslararası aktörlerin ajandalarında ne var?

İdeolojik bağlamda Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve İsrail'in gayesi Libya'da Mısır yönetim sistemine benzer askeri-bürokratik bir devlet yapısı inşa etmektir.

Jeostratejik bağlamda Doğu Akdeniz bölgesinde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) enstrümanı ile Türkiye, KKTC ve Libya blok halinde Yunanistan, GKRY, Mısır ve İsrail'e karşı deniz coğrafyasında egemenlik mücadelesi vermektedir. Türkiye-Libya MEB anlaşması Türkiye'ye karşı Doğu Akdeniz'de kurgulanan oyun dışı bırakma girişimlerine karşı bir hamle olarak da algılanabilir.

Güvenlik bağlamında Avrupa ülkeleri üç konuya odaklanmış durumdadır:

* Libya, Afrika Kıtası'nın Avrupa'yı hedef alan mülteci akımının ana güzergahı konumundadır ve Avrupa'ya kaçış noktaları UMH'nin kontrolünde olan liman ve sahiller bölgesidir.

* Fransa, Libya'da DEAŞ'ın mevcudiyetini öne sürerek DEAŞ'ın tekrar canlanmasını engellemekte kararlı olduğunu mütemadiyen ifade etmektedir. Fransa Hafter'i uluslararası kamuoyu nezdinde DEAŞ ile mücadele eden sadık bir müttefik olarak kahramanlaştırmaktadır.

* Libya'nın petrol ve gaz kaynakları AB ülkelerinin Rus gazından bağımlılığını azaltması açısından stratejik önem teşkil etmektedir. Bu bağlamda Almanya ve İtalya Libya'nın meşru hükümeti ile diplomatik teamüller gereği ilişkilerini yürütürken diğer yandan Fransa tarafsızlık görüntüsü vererek hem Hafter'i desteklemekte hem de Rusya ile aynı safta yer almaktadır.

ABD'nin Libya krizinde aktif angajman ile sahada olmaması nedeniyle Rusya bu boşluğu özellikle Ekim 2019'dan itibaren Hafter'e sağladığı yoğun askeri destekle (silah sevkiyatı, askeri danışman, paralı asker) doldurmuş durumdadır.

Berlin istişare toplantıları sürecinden Berlin liderler zirvesine

Libya iç savaşında aktif pozisyon alan devletler (Türkiye, İtalya, Mısır, BAE), BMGK daimi üyeleri (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) ve ilaveten Arap Birliği, Afrika Birliği ve AB temsilcilerinin katılımı ile şimdiye kadar toplam 5 istişare toplantısı yapılmıştır. Bu istişare toplantılarının hedefi ihtilaf oluşturan konularda, başta anlaşması sağlanması olmak üzere, taraflarca mutabakat sağlanıp Berlin'de liderler zirvesi ile tescillenmesidir.

Berlin liderler zirvesi için tarih en erken Ocak'ın sonu olarak hedeflenmişti lakin Türkiye ve Rusya'nın himayesinde Moskova'da Libya hükümeti ve Hafter güçleri arasında barış görüşmelerinin başlamasına yönelik atılan adımlar Berlin liderler zirvesinin öne alınmasını sağlamış ve 19 Ocak 2020'de tertiplenmesine karar verilmiştir. Dolayısıyla Türk-Rus Libya barış inisiyatifi Berlin sürecinin hızlandırılmasına vesile olmuştur.

Berlin liderler zirvesinin yegane hedefi kalıcı ateşkes

19 Ocak 2020 Pazar günü Berlin'de (yukarıda belirtilen ülkelerin) günübirlik bir araya gelecek liderler ve hükümet temsilcilerinin temel hedefi İstanbul'da başlayan ve Moskova'da Erdoğan ve Putin'in ara buluculuğunda fiilen temin edilen ateşkesin kalıcı olmasını sağlamak olacaktır.

Berlin istişare toplantılarının aylardır başaramadığı ateşkes uzlaşısını Türkiye ve Rusya sahada ve masada ağırlığını hissettirerek Serrac ve Hafter'e kabul ettirmiştir. Hafter ateşkes anlaşmasını imzalamasa da ateşkesi kabul ettiğini açıklamıştır.

Ancak taraflar arasında karşılıklı güven ortamının oluşması ve Libya'nın toprak bütünlüğünü esas alan kalıcı bir barış anlaşmasını içeren siyasi sürecin başlaması gerekecektir. Hafter güvenilebilinir müzakere muhatabı olmaktan uzak bir profil çizmektedir. Burada Erdoğan ve Putin'in kararlılığı ve gerektiğinde güç kullanma opsiyonunun masada bulundurulması elzem olacaktır.

İstanbul'da duyurulan, Moskova'da fiilen netleşen ve Berlin'de muhtemelen kalıcılığı mühürlenecek olan ateşkes anlaşması aynı zamanda Ankara-Moskova-Berlin hattında kriz önleme ve kriz sonrası stabilizasyon alanlarında yeni bir istişare ve işbirliği mekanizmasını ortaya koymaktadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA