Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçen hafta Tesla’nın kurucusu ’ın, Microsoft’un kurucusu ’in ve ’ın mavi tik taşıyan kurumsal Twitter hesabından gelen mesajlarla bitcoin dolandırıcılığı gerçekleştirildi. Dijital itibarı için yaşayan fenomenler, yayıncılar ve milyarderlerin yaşadığı bu durum, meselesini tekrar gündemimize getirdi...

Geçen hafta yapılan sahtekarlığa kadar mavi tik almak her Twitter kullanıcısının hayaliydi. Pek çok ünlü hesap sahibinin kullandığı mavi kuş bu kez dijital itibar kullanılarak bitcoin hırsızlığı için kullanıldı. Sadece tanınmış kişiler değil, gibi şirketlerin veya basın kuruluşlarının da hesapları dolandırıcılar tarafından kullanıldı. Üstelik çok bilinen bir yöntemle, hırsız içeriden destek alarak hesaplara sızmıştı. Yıllardır kazandığını toplumla paylaşmak istediğini söyleyen mesajlara inanıp bitcoin hesaplarını açanlar ciddi bir kayıpla karşılaştılar. Saldırı sırasında çok takipçiye sahip pek çok mavi tikli hesabın sahibi paylaşım yapamadı. Sonuçta Twitter saldırının kaynağını bulana kadar önemli sayıda hesaptan mesajlar atıldı. Milyonlarca dolara ulaştığı iddia edilen bir soygun yaşandı.



DİJİTAL İTİBARI İÇİN YAŞAYANLAR
Şimdi pek çok fenomen veya influencer diye adlandırılan, benim ise dijital yayıncı diyeceğim kişilerin en büyük kabusu bir gün uyandıklarında hesaplarının kontrolünü kaybetmiş olmak. Belki de daha kötüsü sahip oldukları itibarı kaybedecekleri bir olaya karışmak... Saldırıya uğrayan hesabınızı kurtarmak mümkün olabilir. Ancak kaybedilen itibarı kurtarmak hiç de kolay olmuyor. Yani dijital itibar için yaşamak zorunda olan insanların sayısı giderek artıyor.
Kurumlar, bireyler uzun sürede elde ettikleri takipçileri çok basit bir hatadan dolayı kaybedebiliyor. Siz de kendi hesabınızı korumak istiyorsanız, oltalara gelmeyin. En yakın dostunuzun postuna bürünen dijital kurtlara karşı her zaman tedbirli olun.

DOLANDIRICILIĞIN VERİSİ
Dışarıdan bakınca dolandırıcılığın doğru sosyal analiz ve matematikle kesişen pek çok yanı var. İnsanların neye tepki göstereceğini bilmek ve bunu tepki yaratacak, yön verecek verilerle desteklemek dolandırıcıların en çok kullandığı matematik. Yani dolandırıcılar veriyi bilir. Oltayı attığında kaç kişinin tıklayıp geleceğini, kaç kişinin yemi ağzına attıktan sonra yuttuğunu doğru tahmin etmek onlar için bir zorunluluk. Anlayacağınız dolandırıcılar hem sosyal mühendislik yaparak ikna ediyor hem de parayı en kısa yoldan cebine atacak algoritmalar üzerinde çalışıyor. Biz olayı takip etmeye başladığımızda ve haberi yazarken dolandırıcılar hâlâ binlerce doları ceplerine atmaya devam ediyordu. Kısacası veri üzerinden takip, dolandırıcıların bir numaralı kullanım alanı.



GÜVENLİK AÇIKLARINIZI KAPATIN, SİSTEMLERİNİZİ GÜÇLENDİRİN
KoçSistem ve ETİD'in (Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği) hazırladığı rapora göre; güvensiz kablosuz bağlantılar üzerinden erişim artarken, üzerinden hizmet sağlayan kamu ve özel sektördeki kurumlarda açıkları bu dönemde belirgin bir şekilde ortaya çıktı. Covid- 19 döneminde online kanallarda daha önce toplam işlemlerin yüzde 13'ü civarında olan zararlı isteklerin yaklaşık yüzde 26'ya çıktığı gözlemlendi.
Pandemi döneminde herkesin evden çalışmaya başlamasıyla birlikte, internet, insan etkileşimi için öncelikli hale geldi. Raporda, çalışmak, iletişim kurmak, alışveriş yapmak ve destek hizmetleri için internet kullanımının en üst seviyelere ulaştığı özellikle vurgulanıyor. Bu dönemde artan internet kullanımı ve evden yapılan bağlantılarda yaşanan güvenlik zafiyetleri, çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor. Güvenlik tedbirleri alınmadan internete açık hale getirilen sistemler otomatik olarak siber saldırganların hedefi haline gelmeye başlarken, yine bu dönemde çalışanlar arasında paylaşılan şirket içi bilgiler ve dokümanlar, uygulamalarda bulunan güvenlik açıkları nedeniyle veri sızıntısına yol açabiliyor. Raporda, bilgi teknolojileri liderlerinin kısa vadedeki en öncelikli konusunun yüzde 74 ile "evden çalışan personelin bilgi teknolojileri hizmetlerine ve uygulamalarına güvenli erişimlerini sağlamak" olduğu ifade ediliyor.



SİBER GÜVENLİK KAMPI BAŞLIYOR
13 Temmuz'da düzenlenen online sınavı geçen ve 22-30 Temmuz tarihleri arasında yapılacak bire bir mülakatların ardından belirlenecek katılımcılara 'dan ve sektörden alanında uzman isimler tarafından, 10 gün boyunca toplam 100 saatlik kapsamlı bir eğitim verilecek. 17 Ağustos Pazartesi, 'Bilgi Güvenliğine Giriş' eğitimi ile başlayacak kamp programında; siber güvenlik, sistem, ağ ve yazılım, uygulama ve nesnelerin interneti kategorilerinde 20 farklı konu başlığında eğitim çalışması yapılacak. 28 Ağustos Cuma tarihinde sona erecek kamp programını başarıyla tamamlayan katılımcılar eğitim sertifikası almaya hak kazanacak.

***

Aklımızda 150 şifre ile gezmek kolay değil

Yaşlı ya da genç her kuşaktan insan şifreli yaşama artık alışmak zorunda. Dijitalleşen dünya, güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. Mastercard'ın 'Dijital Dünyada Güven Tazelemek' başlıklı çalışmasına göre, ortalama bir tüketici yaklaşık 150 hesap kullanabiliyor. Rakam oldukça yüksek gelebilir. Ancak e-devlet uygulamasından kredi kartlarına, evdeki güvenlik sisteminden internette kullandığınız şifrelere kadar onlarca hizmeti aklınıza getirince rakam gayet makul...



Bugün kullanıcılar dijital etkileşimin bedelini veri fazlalığı ve gizlilik zorunlulukları ile ödüyor. Pek çok kurum ve şirket, tüketicilerin hizmetlere erişimi karşılığında kişisel verilerini toplarken bu verilerin nerede saklandığını, ne kadar güvende olduğunu, birilerine satılıp satılmayacağını ve kimlerin bu verilerden yararlandığını da açıklamıyor.
Dijital etkileşimlerin çerçevesinin hayati öneme sahip olduğunu savunan Mastercard, dijital kimlik kullanımı konusunda da kendi ilkelerini oluşturdu. Bu ilkeler kontrolü kullanıcıya verirken; gizlilik, mülkiyet, şeffaflık, güvenlik ve diğer birçok konuyla ilgili sorunları da geride bırakıyor. Mastercard'ın bu yaklaşımı sayesinde dijital dünyada kimliğin mülkiyeti kişinin kendisine kalırken, kişisel verilerinin dolaşımını ve paylaşımını da kişi bizzat kendisi kontrol edebiliyor.
Mastercard'ın tüketiciye kimliğine sahip çıkma ve kimliğini kendisi kontrol etme şansını veren 'Dijital Kimlik İlkeleri' şöyle:
- Kapsama: Herkesin dijital kimlik hakkı vardır.
- Mülkiyet: Bireyler kendi kimliklerine ve kişisel verilerine sahiptir.
- Kolaylık: Bireylerin dijital kimliklerini kullanımları kolay ve sezgisel olmalıdır.
- Gizlilik: Bireyin dijital kimlik bilgilerini gizli tutma hakkı vardır.
- Onay: Bireyin dijital kimliği, ancak kendisinin kişisel açık izni veya yasaların izin verdiği şekilde kullanılmalı veya paylaşılmalıdır.
- Şeffaflık: Bireylerin dijital kimlik verilerinin nasıl kullanıldığını ve paylaşıldığını anlama hakkı vardır.
- Güvenlik ve doğruluk: Bireyin dijital kimliğini içeren kimlik verileri ve işlemler, en yüksek güvenlik ve doğruluk standartlarında tutulmalıdır.
- Veri hakları: Bireyler kimlik verilerine erişme, bu verileri düzeltme ve silme hakkına ve hakları ihlal edildiğinde rücu etme hakkına sahip olmalıdır.
- Adil kullanım: Bireyin kimlik verileri yalnızca meşru, adil ve ayrımcılık yapılmayan amaçlarla kullanılacaktır.
- Seçim: Bireylerin bir dijital kimlik sağlayıcısı seçme ve bu sağlayıcıdan vazgeçme hakkı olmalıdır.

***

Dişimde verinin ne işi var?

Diş fırçalarının da daha yetenekli olmaması için bir sebep yok. Dişlerimiz de teknolojiden yoksun mu kalsın?
Daha önce de değişik markaların diş fırçalarını kullandım. Philips'in Sonicare diş fırçası ise ilk kez satışa çıkıyor. Diş fırçasını şarj etmek için gönderilen şarj ünitesinin üstüne göre hazırlanmış cam bardak üstünden diş fırçası şarj oluyor. Sonicare, diş etlerine nazik davranarak, diş plağını yok etmeye yardımcı oluyor. Dişinizde çürük olmamasıyla övünürken birkaç yıl içinde diş etleri yüzünden tüm dişlerinizi kaybedebilirsiniz. Benim genetik olarak dişimde çürük olmamasını sağlayan tükürük salgısı, diş plakalarının oluşmasına da katkı sağlıyor. Sonicare de dişlerde derinlemesine temizlik sağlıyor. Ayrıca ergonomik yapısıyla azı dişlerine ve ağzınızın her tarafına ulaşmasını sağlıyor.



Sonicare diş fırçası Sonic teknolojisi sayesinde, dakikada 62 bin fırça hareketi ile elle yapılan fırçalamaların bir ayda yaptığı işi, iki dakikada yaparak temizliyor. Sadece verileri karşılaştırırsanız, diş etlerini plakadan korumak için harika fırsat.
Sonic hareket ile diş eti çizgisi de dahil olmak üzere ulaşılması zor alanlarda bile sıvıyı dişler arasına nazikçe yönlendiren Sonicare, plağı da etkili bir şekilde ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor. Diş fırçası, temizleme, beyazlatma, hassas bakım, derin temizlik ve hassas diş etlerine sahip kişiler için özel olarak tasarlanan diş eti bakımı dahil olmak üzere beş farklı bakım modu da sunuyor.
Şık bir tasarımı olan cihaz, cam şarj bardağı ve USB'li seyahat çantası ile birlikte sunuluyor. Tam şarj ile üç haftaya kadar kullanılabilen Diamond Clean elektrikli diş fırçası, seyahat sırasında tercihe göre USB ile dizüstü bilgisayardan veya prizden de şarj olabiliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA