Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türk dış politikasının yakın çevresi Ortadoğu ve bölgesine yönelik faaliyetlerinde öne çıkan ülkelerden birisi olan Cezayir, ile ikili ilişkilerini geliştirme konusunda kararlı tutumunu sürdürüyor. Bu anlamda Türkiye ve Cezayir arasındaki ortak tarihe ve sosyokültürel yakınlıklara dayalı işbirliğinin, ekonomik ve güvenlik alanlarında da pekiştirilmesi hedefleniyor. Türkiye-Cezayir ortaklığını geliştirme yönünde atılan adımlar ve ortaya konan karşılıklı irade her iki ülkenin de , Libya ve Levant jeopolitiğindeki faaliyetlerini eş güdümlü hale getirerek bölgede güçlü bir ittifak yapılanmasının adımlarını atmayı hedeflemektedir.

Son yıllarda gelişen ikili ilişkiler

İkili ilişkilerin gelişmesi meselesi, Türkiye'de hükümetinin genel hedefleri ile yakından ilgilidir. AK Parti 2002 yılında iktidara geldiğinden beri, Türkiye'nin dış politika yöneliminde önemli bir dönüşüm meydana gelmiştir. Geçmişte Türkiye daha çok Batı ile ilişkilere odaklanırken, son zamanlarda önceliğini yakın çevresine, özellikle de Ortadoğu'ya kaydırdı. Bu dönüşüm Türkiye'nin dış politika yöneliminde bir paradigma değişimi olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda Mağrip olarak adlandırılan bölgede yer alan Cezayir, Fas ve Tunus, Türkiye'deki son dönem değişimin bir parçası olarak Ankara ile yakın ilişkiler kurulmasına özel bir önem atfettiler.

Bu bağlamda Türkiye'nin de bölge ülkelerinden Cezayir ile işbirliğini artırma çabası içerisinde olduğu görülmektedir. Ankara'nın bu yöndeki adımları son yıllarda daha gözle görülür bir hale gelmiştir. Cezayir'in bölgenin en kalabalık ülkesi olması, ciddi bir ekonomik potansiyeli barındırması ve tarihsel olumlu görüşler, Ankara'yı bu işbirliğine daha istekli kılmıştır. Bu yakınlaşma süreci, 2019 yılında Cezayir'in siyasi ikliminde yaşanan dönüşüm sürecinin ardından da devam etmiştir. Cezayir'e göre de, Türkiye'nin bölgesel ve küresel siyasette giderek daha güçlü bir aktör haline gelmesi, ikili ilişkilerde bir çekim noktasının oluşmasını sağladı. Ayrıca Cezayir'de Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gücünü bölgesel politikalar açısından faydalı olarak değerlendiren kesimler iki ülke arasındaki işbirliğinin derinleşmesinin iki ülkenin de yararına olacağını belirttiler. Cezayir'deki belirli siyasi aktörlere güven duyulmaması ve 'nın bölgesel anlamda nüfuzunu kaybetmeye başlaması, Türkiye'nin Cezayir'in gözünde alternatif bir güç merkezi olarak ortaya çıkma sürecini de hızlandırdı.

İkili ilişkilerin geliştirilmesinin önemi

İki ülkenin güçlü ilişkiler kurmasını sağlayan birçok ortak hedef bulunmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde Cezayir, Avrupa devletlerinin, özellikle de Fransa'nın sömürge politikalarından önemli ölçüde zarar gören bir ülke oldu. Bu açıdan değerlendirildiğinde Cezayir'in modernleşme, demokratikleşme ve ekonomik kalkınma anlamında hızlı bir gelişme trendi yakalayamamasındaki başlıca sebebin bu olduğu belirtilebilir. Ciddi miktarlarda doğal kaynaklara ve verimli bir coğrafyaya sahip olan Cezayir'in stabil bir ekonomik yapıya sahip olamamasının arkasında Fransa'nın kolonyal politikaları bulunmaktadır.

Yıllardır hak ettiği kalkınma ivmesini yakalayamayan Cezayir, demokratik reformlara ve ekonomik kalkınmaya odaklanma konusunda yeni bir atılım yapmayı hedeflemektedir. Bu hedef doğrultusunda Cezayir yönetimi, Türkiye'yi bölgede tecrübelerinden yararlanılabilecek bir stratejik aktör olarak değerlendirmektedir. Cezayir yönetimi, Türkiye ile kurulacak güçlü bir ittifakın, ülkenin demokratik kurumlarının güçlenmesine ve sahip olduğu ekonomik potansiyelin de ortaya çıkmasına katkıda bulunacağına inanmaktadır.

Türkiye açısından değerlendirildiğinde ise Cezayir ile iyi ilişkiler geliştirilmesinin arkasında bazı motivasyonlar bulunmaktadır. Öncelikle, Türkiye'nin Cezayir ile güçlü tarihi bağları bulunmaktadır. Güçlü tarihi bağların varlığı iki ülke arasındaki ilişkinin temel dayanağını oluştururken, ilişkilerin geliştirilmesi için tek neden değildir. Türkiye ayrıca Cezayir'i bölgesel siyasette önemli bir role sahip olması beklenen bir stratejik ortak olarak değerlendirmektedir. Ankara, Cezayir'in demokratik reformlarına ve kalkınmasına destek olmanın sadece bu ülkeye değil bölge geneline de fayda sağlayacak bir inisiyatif olduğuna inanmaktadır. Cezayir'in kalkınması böylece gerek Türkiye için gerekse Mağrip bölgesi için de bir kazanç olacaktır. Böylece demokratik reformlarını tamamlama konusunda kararlı ve refah içerisinde bir Cezayir, Mağrip bölgesi için bir değer arz edecektir. Türkiye ayrıca Cezayir ile, iki ülkenin de çıkarlarına hizmet edecek güçlü bir ekonomik ortaklık kurmayı hedeflemektedir.

Türkiye-Cezayir ilişkileri ivmelenirken yaşanan zorluklar

İkili iş birliğini genişletme konusunda gerek Türkiye gerekse de Cezayir'in karşılaştığı sorunlar bulunmaktadır. Her şeyden önce Türkiye-Cezayir ortaklığını kendi bölgesel ajandaları için tehdit olarak değerlendiren aktörler bulunmaktadır. Fransa bir süredir Türkiye ile Cezayir arasındaki stratejik ortaklık sebebiyle duyduğu rahatsızlığı dile getirmektedir. Tarihsel süreç içerisinde Fransa, Cezayir'in ekonomik zenginliğinden faydalanırken sahip olduğu verimli iş birliği günlerine geri dönmek istemektedir. Bu sebepten ötürü de, uzun dönemde güçlü ve kendine yeten bir Cezayir, Fransa açısından bölgesel politikada bir tehdit unsuru olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında Fransa son dönemlerde sadece Cezayir de değil, Lübnan ile de benzer bir minvalde ilişki kurmaya çalışmaktadır. Beyrut patlamalarının ardından bölgeye yönelik diplomasi trafiğini artıran Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Beyrut'ta protesto edilmesi, Fransa'nın bölge ülkeleri ile kurmaya çalıştığı hiyerarşik ilişkilere olan toplumsal tepkiyi simgelemektedir.

Türkiye-Cezayir ilişkilerinde yaşanan bir diğer zorluk ise ilişkinin geleceğini tehdit eden bölgesel istikrarsızlıktır. Libya, Doğu Akdeniz ve İsrail-Filistin çatışması gibi sorunlar bölgenin istikrarı için ciddi tehditler oluşturmaktadır. Türkiye ile Cezayir bu krizler karşısında ortak konumlara sahip olsalar da, bu krizlerin meydana getirdiği belirsizlik ortamı Ankara ile Cezayir ilişkilerinin de istenen oranda derinleşmesini engellemektedir. Ancak iki ülke bölgesel sorunların yanında, ikili ilişkilere yönelik ortak dış politika üretmek için de birçok alanda faaliyet göstermeye devam etmektedir. Bu anlamda Türk firmalarının Cezayir'de birçok projeye dahil oldukları ve altyapı yatırımlarından sosyal olanakların sağlanmasına kadar farklı alanlarda hizmete devam ettikleri söylenebilir. İki ülke arasındaki iş birliğinin mevcut süreç içerisinde, ortak sorunlara ortak çözümler bulunması hedefiyle devam edeceği belirtilebilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA