Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SALİH TUNA

Genel Merkez jesti

Malumunuz hayli zamandır cumartesi günleri "Genel Merkez" yazılarıyla huzurlarınıza çıkıyorum.
İlk başta böyle bir niyetim yoktu, kendiliğinden "seriye" dönüştü.
Tövbeler olsun, kendiliğinden değil. Okur istedi böyle oldu. Sartre yazmak nihayetinde sipariş işidir demişti ya, haklı.
Ne ki okur makulesi her gün "Genel Merkez" yazmamı istiyor.
Şuncağızı gözden kaçırıyorlar: CHP her gün çalışmıyor ki.
Zaten çalışsalar ya iktidar olurlar ya da yüzde 25'i bile rüyalarında göremezler. Artık ikisinden biri. (Öyle insanlar vardır ki ne kadar az çalışırlarsa çevrelerine o kadar az zarar verirler diyeyim de anlayın.)
Uzun lafın kısası, her gün olmaz ama her hafta "cumartesi matinesi" yapalım dedim.
Ama bu cumartesi kapalıyız.
Bunun da çok esaslı bir nedeni var: Jeste karşılık jest yaptım!
Lafın burasında "Engin Özkoç davasını geri mi çekti?" diyenleriniz kuvvetle muhtemel olacaktır.
Kafadan söyleyeyim, hiç alakası yok!
Bir mizah yazısından dolayı fakiri mahkemeye vermeye kalkışan bir insan evladının jesti de zaten bize gerekmez.
Dümbüllü üstadımız bir seyircinin protesto maksadıyla sahneye attığı hıyarı seyircilere göstererek, "Biri buraya kartvizitini düşürdü" demişti.
Hülasa biri "hıyar" atar, biri de "hıyarı" gösterir. Herkes kendine yakışanı yapar.
Benim jest dediğim şu:
Hani CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, "Sultanahmet Camii müze olmalı çünkü bunlar artık bizim kendi şeyimiz değil..." demişti ya...
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de tepkiler üzerine bir açıklama yapmıştı, jest dediğim işte o!
Yok hayır, "İbrahim Kaboğlu kendi şeyimiz değil" demedi.
Ya?
"Bu açıklamayı geri çekiyoruz" dedi.
Jest dediğim de tastamam bu!
Ben de buna mukabil, bu haftanın "Genel Merkez"ini geri çekeyim dedim.

***


CHP'nin Sultanahmet Camii ile "imtihanı" yeni de değilmiş. Vaktiyle de kütüphaneye dönüştürmeye karar vermişler.
Grup başkanvekilleri, camiyi kütüphaneye dönüştürme niyetleri için de "geri çektik" der mi, bilemem.
Benim bildiğim şudur: Böyle tek tek geri çekmeye kalkışırlarsa ortada CHP diye bir şey kalmaz.
Üstelik, "CHP müze olsun" dileğini de kendi elleriyle yerine getirmiş olurlar.
Aslında Genel Başkanları Kemal Bey "1930'ların 40'ların CHP'si değiliz" demekle Atatürk'ün CHP'sini geri çektiklerini çoktan ilan etmişti.
Hatta açık ve net bir şekilde, "Atatürk'ün CHP'si değiliz" demişti.
Soru şudur: Günümüzün CHP'si kimin CHP'sidir?
Mesele, CHP'nin kendi özel tarihinden geri çekilmesi değil, hangi kapılara çekilip bağlanmasıdır.
Mesele...
CHP'nin müstevlilerin ve taşeronlarının (FETÖ, PKK, ila ahir) desteklediği parti haline getirilmesidir.

***


Bu destek de boşuna değildir.
Türkiye'nin uluslararası toplum nezdinde "terör devleti" ilan edilmesi için yapılan tertipte CHP başrol oynamıştır.
CHP Milletvekili Berberoğlu zaten bunun için ceza almıştır.
Akşam gazetesi yazarı sevgili Ahmet Kekeç dünkü yazısında bu casusluk davasının Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal güvenliğine saldırı olduğunu belirttikten sonra şöyle diyor: "Enis Berberoğlu, mahut 'yasak belgeleri' Can Dündar'a servis etmekle suçlanıyor. O belgeler, gökten zembille inmedi (...) Mutlaka birileri tarafından üretildi ve Berberoğlu'na ulaştırıldı. / O 'birileri' kim?"
Evet biz de aynı soruyu soralım:
O birileri kim?
CHP'yi hususi tarihinden çekip müstevlilerin kapısına bağlayanlar mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA